Ekopolitik Haber Portalı Anasayfası  
03 Eylül 2010 Cuma
Dosyalar

Türkiye’nin Büyük Çatısı: “Mezkûr Meçhul Mesele” Çalıştay ve Konferans Transkripsiyonları

Türkiye-Kuzey Irak Dosyası

Küresel Kriz ve Türkiye Raporu

Türkiye'nin İsrail ile ilişkilerinde son zamanlarda takındığı tutum Batı ile ilişkileri ne düzeyde etkiler?



Günlük bülten almak için e-postanızı giriniz...
 
 
 
Haaretz: Hamas Batı Şeria'da iki gündür gerçekleştirilen saldırıları üstlendi. ...    Haaretz: Alman Başbakan'ın bankacılar hakkında "Yahugi geni" yorumları tansiyonu yükseltti. ...    Haaretz: Yeni yerleşimciler Batı Şeria çevresindeki yapılanma için barış görülmelerine karşı çıkıyor. ...    RIA Novosti: Obama: Hamas, barış çabalarını bozamayacak. ...    Haaretz: Hamas lideri Mahmud Zahar barış görüşmelerini reddediyor. ...    Al Ahram: Mübarek: İsrailliler fırsatı değerlendirmeli ve barışa el uzatmalı; yerleşimler ne barış ne de güvenlik getirir. ...    Al Quds Al Arabi: Mervan Berğusi: Müzakereler başarısızlığa mahkumdur; Filistinliler safları birleştirmeye öncelik vermeli. ...    As Safir: Washington yönetimi, şimdi de İsrail ile Suriye ve Lübnan arasında barış görüşmelerine hazırlanıyor. ...    Al Hayat: Hamas'ın Halil operasyonu Netenyahu'nun güvenlik önlemleri dosyasına daha sıkı sarılmasını sağlayacak. ...    Asharq Al Awsat: Türkiye, kendisini Arap dünyasına yöneltecek referanduma hazırlanıyor. ...    Tishreen: İran, Türkiye ve Brezilya'nın Viyana grubuna dahil edilmesi talebini yineledi; müzakereye hazırız, dedi. ...    Al Ahram: İran devrim muhafızlarının bir komutanı savaş durumunda bölgede bulunan yüze yakın Amerikan üssünü hedef alacaklarını söyledi. ...    Al Quds Al Arabi: İsrail'deki bazı çevreler Irak'ta bulunan Tevrat'ın oldukça nadir bir kopyasını kaçırdıklarını doğruladılar. ...    Al Hayat: El Kaide, Uyanış Konseyleri ile çatışıyor; Diyala kentinin bazı bölgeleri birkaç saatliğine El Kaide'nin eline geçti. ...    Şark Al Awsat: Türkiye'nin İsrail'le şiddetli anlaşmazlığı taraflar arası dostluğu etkilemeyecek; Türkiye, İsrail'e radar siparişi verdi. ...    New York Times: Google özel bilgileri yanlışlıkla topladığını söyledi. ...    As Safir: Sınır kenarındaki tatbikat izleyen Netenyahu konuştu: İran, Suriye ile aramızda savaş çıkarmaya çalışıyor. ...    AP: Hz. Muhammed’in karikatürlerini çizerek Müslümanları öfkelendiren İsveçli Lars Vilks, Salı günü yaptığı açıklamada bir üniversitede konferans verirken saldırıya uğradığını söyledi. ...    Al Quds Al Arabi: Mısır’da olağanüstü hal yeniden uzatıldı; seçimlerde hile yapılacağına dair itirazlar yükselmeye devam ediyor. ...    FT: Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) başkanı Dominique Strauss-Kahn, euro bölgesindeki ülkelerin, uluslararası bütçe koordinasyonunu getirecek yeni bir sisteme yönelik büyük adımlar atması gerektiğini söyledi. ...    Al Sabaah: Hukuk Devleti listesi ile Ulusal İttifak yeni hükümetin kurulması konusunda bir takvim belirledi. ...    Haaretz: Olmert: Abbas benim barış önerime hiç yanıt vermedi. ...    Le Monde: NATO güçlerince Pakistan’ın kuzeyinde düzenlenen hava saldırısında üst düzey bir El Kaide militanı hayatını kaybetti. ...    NYT: Batı’dan beklediğini bulamayan Türkler kayıp imparatorlukla eğleniyor. ...    

SİYASET >

Dünya

 

Afganistan’da Ölüleri Kim Sayıyor? Kaybedilen Bir Savaş Daha

 
Yaşadığım ülkenin siyasi ve entelektüel çevrelerinde, ve belki daha da ötesinde, kıta Avrupa’sı ve Kuzey Amerika’da, Afganistan’daki savaşa karşı var olan sinsi kayıtsızlık ve ihmalkarlık az ya da çok doğal karşılanıyor. Yazıyı yazdığım sıralarda ülkenin geçmişi, bugünü ve geleceği hakkında yazılan birkaç başyazıda, akademik analizlerde ve düzenlenen siyasi “atölye”lerde bu durum kendini açık bir şekilde gösteriyor. Entelektüel bakımdan Afganistan, tam anlamıyla yetim bırakılmış bir ülkedir. Kendi halklarının yanlış tanıtılmasından yakınan İranlılar, Araplar ve Güney Amerikalılar, görünürde şekli şemali olmayan bir yer ve millet olan Afganların umutsuz durumuna bakmalılar.

2001’de Kabil düştüğünde ve NATO birlikleriyle ABD ordusu ülkenin kontrolünü devraldığında pek çok insan coşku ve umutla doluydu. Başından beri, ABD’li askeri planlamacılar Afgan sivillerin yaşamlarına ve ülkenin varolan birkaç maddi varlığına pek düşük bir değer atfediyorlardı. Amerikan askerleri tabi ki genel olarak Afgan avlamak amacıyla dışarı çıkmıyor, ama çoğu yabancı ülkelerdeki insanları öldürmek konusunda umursamaz bir eğilim içinde olabiliyor. Bu genç delikanlıların çoğunun, Pentagon’da Rumsfeld-Wolfowitz-Cheney ekseni tarafından benimsetilen savaş kültürü ve ülkede 2001’deki terörist saldırılardan sonra oluşan kavgacı ruh halinin tesiri altında uyuşturulduklarına hiç şüphem yok. Amerikan takımı bu karanlık, Müslüman insanların kendi ülkelerine yaptıklarının öcünü almak için dışarıdaydılar ve bu şekilde boşaltılan şok ve şaşkınlığın tecrübe edildiği ilk yer de Afganistan’dı.

Her gün yaşanan trajedilere çok az kişi tanık oluyor

Burada savaş başladığında, Guardian ve Independent gibi nispeten hassas gazeteler özellikle de Kabil’in telekomünikasyon tesislerinin, Kajakai Barajı elektrik santralinin, El-Cezire TV’nin ofisinin, Afgan mültecilerle dolu kamyon ve tırların ve yaklaşık 100 kişinin öldüğü çiftçilikle geçinen Chowkar-Karez köyünün bombalanması karşısında seslerini biraz yükseltmişlerdi. Ancak bugün, Ebu Gureyb’de çekilen işkence fotoğraflarından, Guantanamo’dan, Irak’taki dehşetten sonra, insanları artık o kadar kolay şok olmuyorlar. Kamuoyu ölüm ve yıkıma doymuş durumda. Afganistan’da onlarca Hadisa ve Felluce yaşanıyor, ama bunlara haberlerde ancak küçük sütunlarda yer veriliyor. Şindand eyaletindeki Azizabad şehrinde bulunan Nawabad köyünde aralarında 60 çocuğun bulunduğu 90 sivilin öldürülmesi hakkındaki BM raporundan bahseden kaç baş yazı okudunuz? Peki ya birkaç ay önce Nisan 2008’de Nuristan’da 33 sivilin öldürülmesi hakkında?

Sorun şu ki Afgan hikayesini içine yerleştireceğiniz bir söylem yok. Sesi olmayan bir halkın hikayesi de yoktur. Ulus, din, kast, ya da toplumsal sınıfla özdeşleşmenin muazzam derecede yıkıcı olasılıklar getirdiği bir dünyada onlar kimliksiz olmakla suçlanıyorlar. Bu tür normatif konuların stratejik türden analitik bir değeri olmadığına inananlara bu alt başlığı haklı çıkaran birkaç noktayı göstermeme izin verin. Ülkenin işgal edilmesinden bu yana her yıl, yabancı askerlerin sayısı arttırıldı. ABD tarihinin en yıkıcı başkanlıklarından biri olarak değerlendirilebilecek olan görevini yakında bırakacak olan George W. Bush, daha kısa bir süre önce teröre karşı savaşını yeniden bu bölgeye yoğunlaştıracak (ve Pakistan topraklarına yasadışı hava saldırılarına da yol açan) yeni bir askeri takviye yapılacağını ilan etti.

Ancak askeri hareketliliğin bu kadar yükselmesine rağmen, neo-Taliban da kendi askeri saldırılarını arttırdı. Son birkaç ay içinde, Taliban başlattığı ayaklanmayı, yoğun bir şekilde tahkim edilmiş olan Kabil’in de içinde bulunduğu, Afgan şehirlerine doğru genişletti. Gerçekten de, İngiltere’nin Afganistan büyükelçisi Sir Sherard Cowper-Coles’un, Kabil’deki Fransız büyükelçiliğinden Francois Fitou’yla yaptığı ve dışarıya sızan görüşmesinde, ülkedeki ABD stratejisinin başarısızlığa mahkum olduğunu ve asker sayısını arttırmanın kendilerini daha çok işgalci güç olarak göstereceğini ve Taliban’ın hedeflerini arttıracağını söylediği bildiriliyor.

ABD’ye bizim bu savaşı kazanamayacağımızı açık bir şekilde söylemek konusunda aynı kararlılığı Afganistan’daki üst düzey İngiliz komutanı tuğgeneral Carleton-Smith de gösterdi (bkz. Londra merkezli Sunday Times, 28 Eylül 2008). Haberlere göre Cowper-Coles, Afganistan’daki bataklıktan kurtulmak için tek makbul çözümün kabul edilebilir bir diktatörlük olduğunu söyledi.

Afganistan bu savaşın sadece merkez üssü mü?

Her şey bir yana, savaş daha da yayılıyor ve bu hatanın faturasını da komşu ülkeler ödüyor. Pakistan’ın yeni cumhurbaşkanı Asif Ali Zerdari’nin karşısında şu an iki güvenlik tehditi var: ABD ordusunun izinsiz sınır ötesi harekatları ve El Kaide-Taliban ittifakının ülkeye karşı başlattığı terör kampanyası. ABD müttefiklerinden -Pakistan, Suudi Arabistan, Mısır ve Ürdün- itaatkar olmalarını istedikçe onların içerideki meşruiyetleri de daha hassas hale geliyor. Afganistan’daki güvensizlik İran’ı da ciddi biçimde etkiliyor. Haşhaş bitkilerinin ekimi ve afyon üretimi Afganistan işgalinden bu yana katlanarak arttı. İran ordusu, Birleşmiş Milletlerin yardımıyla, uyuşturucu trafiği çetelerine karşı kaybetmeye mahkum bir savaş veriyor. Bu çeteler eroin, kokain, crack ve başka tür uyuşturucuları önce ülke içine ve buradan da Türkiye üzerinden Paris, Londra, Berlin, Roma ve Madrid sokaklarına kaçırıyorlar.

Afgan halkı için durum oldukça vahim. Özgürlük ve yeniden yapılanma sloganları yedi yıllık bir savaş ve yıkımdan sonra boş çıkan yabancı işgalcilerle dünyanın dört bir yanından gelen ve Afganların çoğunun uzun zaman önce reddettiği yüce bir ideal uğruna ülkenin insan sermayesini yerle bir eden öfkeli adamlar sürüsü olan Taliban teröristleri arasında sıkışıp kalmış durumdalar. Bütün bunların içinde Afganlarınki kederli bir hikaye; daha da rahatsız edici olanı ise bunu anlatmaya istekli olan çok az insanın olması.

(MrZine, 21 Ekim 2008, Arshin Adib-Moghaddam, Who is Counting the Dead in Afghanistan? Another War Lost)
 
Bu habere henüz bir yorum yapılmadı. İlk yorumu siz yapabilirsiniz.  
Ad-Soyad :
Mesaj :
   
 
 
© Copyright 2007 www.ekopolitik.org
Bu sitedeki bütün görsel ve yazılı içerik ekopolitik.org'a aittir. İzin alınmadan kullanılması yasaktır...
Bu Sitenin Web Sitesi Tasarımı ve Dinamik İçerik Yönetimi Red Bilişim Tarafından Geliştirilmiştir.