Ekopolitik Haber Portalı Anasayfası  
08 Eylül 2010 Çarşamba
Dosyalar

Türkiye’nin Büyük Çatısı: “Mezkûr Meçhul Mesele” Çalıştay ve Konferans Transkripsiyonları

Türkiye-Kuzey Irak Dosyası

Küresel Kriz ve Türkiye Raporu

Türkiye'nin İsrail ile ilişkilerinde son zamanlarda takındığı tutum Batı ile ilişkileri ne düzeyde etkiler?



Günlük bülten almak için e-postanızı giriniz...
 
 
 
Haaretz: Mısır Maliye Bakanı: Filistinliler barış anlaşmasıyla 50 milyar $ tazminat alabilirler. ...    RIA Novosti: Rusya ve Kazakistan işbirliği anlaşmaları imzalıyor. ...    The New York Times: Güney Afrika ticaret birlikleri 3 hafta boyunca sürdürdükleri yüzbinlerce kişinin katıldığı grevi durdurma kararı aldı. ...    Le Figaro: Meksika: Meydana gelen sellerden 400.000 kişi etkilendi. ...    The New York Times: Rusya başbakanı Vladamir Putin 2012’deki başkanlık seçimine adaylığını koyacağına dair sinyaller verdi. ...    As-Safir: Esad, Ürdün Kralı Abdullah ile yaptığı görüşmede müzakerelerin tüm Filistinli grupları kapsayacak şekilde genişletilmesini istedi. ...    Al-Ahram: Barak'ın Moskova ziyareti sırasında Rusye ve İsrail Savunma Bakanlıkları, uzun vadeli güvenlik anlaşması imzaladı. ...    Al-Quds Al-Arabi: Katar Emiri, Necad'ın güven verici mesajını Suudi Kralına iletecek, Doha, Tahran-Riyad hattında deverede. ...    Al-Hayat: Davutoğlu, Stratejik Derinlikte tüm renkleri ve oluşumlarıyla Ortadoğu'yu ele alıyor; El-Hayat kitaptan üç faslın tercümesini yayınlıyor. ...    Asharq Al-Awsat: Allavi, hükümetin Ekim ayında kurulmasını bekliyor; hükümeti kurma karşılığı başbakanlıktan vazgeçebilirim, diyor. ...    Tishreen: İran, Türkiye ve Brezilya'nın Viyana grubuna dahil edilmesi talebini yineledi; müzakereye hazırız, dedi. ...    Al Ahram: İran devrim muhafızlarının bir komutanı savaş durumunda bölgede bulunan yüze yakın Amerikan üssünü hedef alacaklarını söyledi. ...    Al Quds Al Arabi: İsrail'deki bazı çevreler Irak'ta bulunan Tevrat'ın oldukça nadir bir kopyasını kaçırdıklarını doğruladılar. ...    Al Hayat: El Kaide, Uyanış Konseyleri ile çatışıyor; Diyala kentinin bazı bölgeleri birkaç saatliğine El Kaide'nin eline geçti. ...    Şark Al Awsat: Türkiye'nin İsrail'le şiddetli anlaşmazlığı taraflar arası dostluğu etkilemeyecek; Türkiye, İsrail'e radar siparişi verdi. ...    New York Times: Google özel bilgileri yanlışlıkla topladığını söyledi. ...    As Safir: Sınır kenarındaki tatbikat izleyen Netenyahu konuştu: İran, Suriye ile aramızda savaş çıkarmaya çalışıyor. ...    AP: Hz. Muhammed’in karikatürlerini çizerek Müslümanları öfkelendiren İsveçli Lars Vilks, Salı günü yaptığı açıklamada bir üniversitede konferans verirken saldırıya uğradığını söyledi. ...    Al Quds Al Arabi: Mısır’da olağanüstü hal yeniden uzatıldı; seçimlerde hile yapılacağına dair itirazlar yükselmeye devam ediyor. ...    FT: Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) başkanı Dominique Strauss-Kahn, euro bölgesindeki ülkelerin, uluslararası bütçe koordinasyonunu getirecek yeni bir sisteme yönelik büyük adımlar atması gerektiğini söyledi. ...    Al Sabaah: Hukuk Devleti listesi ile Ulusal İttifak yeni hükümetin kurulması konusunda bir takvim belirledi. ...    Haaretz: Olmert: Abbas benim barış önerime hiç yanıt vermedi. ...    Le Monde: NATO güçlerince Pakistan’ın kuzeyinde düzenlenen hava saldırısında üst düzey bir El Kaide militanı hayatını kaybetti. ...    NYT: Batı’dan beklediğini bulamayan Türkler kayıp imparatorlukla eğleniyor. ...    

KÜLTÜR >

Kitap

 

Ekopolitik Kitap: Britanya “British” Olmaya Son Verdiğinde

 

Hazırlayan: Serdar Cihan Güleç

Gıdanın karneyle dağıtımı ve Churchill’le başlayan dikkat çekici dönem kalorisi yüksek abur cubur gıda bolluğu ve Gordon Brown’la sona erdi.

Cinsiyet-çalışmaları profesörlerinin on yıllardır süren emeği sayesinde bugün Syliva Plath’in tarihte aldığı yerin tartışılmaz olduğunu düşünmek işten bile değildir. Diğer taraftan, A.N. Wilson Our Times adlı çalışmasında Modern Britanya hakkında kendisine özgü bir tarihçilikle ve farklı bir bakışla şaire yaklaşmaktadır. Wilson şöyle yazıyor: “Diriyken kazanmadığı bir sıfatı öldükten sonra kazandı: Feminist ve erkek düşmanı... Onun sıra dışı şiirleri pek çok çılgın hayranı için, erkek karşıtı manifestolar haline geldi. Bu durum adeta Lucille Ball’ın Medea ya da Lady Macbeth’i sahnelemesi gibiydi.”

The Victorians ve After the Victorians, adlı eserlerinde Wilson geçmiş çağların ruhunu yakalamada üstün bir başarı gösteriyor. Our Times adlı yapıtında, üçlemenin sonuç kısmı olan konuyu “2. Elizabeth Çağı” oluşturuyor. Yazar bir kez daha bizlere söz konusu dönemin çoklu bir perspektifini sunuyor. Öncekilerinde görüldüğü gibi bu kitap da Wilson’un anekdotlar, karakter analizi ve yeri geldiğinde karakter suikastları gibi doğal yetenekleriyle hayat buluyor.

Ancak burada kritik bir fark gözlerden kaçmıyor: Tartışmaların geçtiği 60 yıllık zaman diliminin çoğu Wilson’un hayatı içinde yer almaktadır. 2. Elizabeth’in kraliyet dönemi 1952 yılında başladığında Wilson henüz 2 yaşında bile değildi. Bu nedenle onun, dönemle ilgili yaptığı tartışma doğrudan kişiler, mekân ve olaylara ilişkin kişisel hatıralarıyla etkisini göstermektedir.

Sonuçta görülen, dönem dönem alışagelmişin dışında ancak nihayetinde köklü ve esasen doğru olan, son derece bireysel, bir prizma boyunca süregelen devasa bir değişim sürecinin kırılmalarının getirdiği cazibedir.

Wilson basitçe herhangi bir politik ve sosyal kategoriye yerleştirilemez. Vaktiyle Maoist Marxist bir öğrenciyken Thatcher döneminde “genç bir tutucu” ‘ya dönüştü. Bugün anlayış itibariyle bir muhafazakâr olarak yer edinmiştir. Aslında o, Britanya gayleri için özgürlüğe ve kadınlara yönelik gebelik önleyici uygulamaları ve yasal kürtaj hakkına alkış tutan modern ilerlemeci Tory’liğin tam bir modelini temsil eder. Wilson refah devletinin ulusal yaşam ve fiziksel varlığının ilerlemesini yücelterek şu kaydı düşer: “1952’de Britanya evlerinin dörtte birinde yetersiz sağlık koşulları mevcuttu. İnsanlar umumi tuvaletler ve komşular tarafından ortaklaşa kullanılan banyolarla idare ediyorlardı. 30 yaş üzeri erişkin nüfusunun yarıdan fazlasının ağzında dişleri yoktu.” Elizabeth’in kraliyetinin ardından sağlanan bir takım gelişmeler sayesinde, “yaşam standartlarında ve ulusal servette ve cinsel özgürlükte sağlanan büyük ilerleme karşısında sevinmemek nankörlük olur.”

Ancak Wilson bu gelişmeleri övse de ülkenin içine düştüğü duruma hayıflanmaktan kendini alamıyor. “Olsa olsa pişkin bir insan ayağa kalkıp da Kraliçe Elizabeth’in Britanya’ya, görebileceği en görkemli kraliyeti yaşattığını söyleyebilir. Zira Elizabeth, Britanya’yı “British” olma sürecinde fiilen durdurmuştur.”

Bunun altında geçmişe duyulan özlem yatmakla birlikte, devrimci William Wordsworth’un “bizim kadim İngiliz çeyizi” diye tabir ettiği kavramı koruma iç güdüsünden kaynaklanan doğal bir muhafazakarlık olduğunu söyleyebiliriz. Ama aynı zamanda bu durum – ülke kıyılarına dadanan yoğun göç hakkında sükut hali– Britanya’nın Avrupa Birliği ve geç 20 ve 21. yüzyıl küresel dünyasıyla olan etkileşiminin toplumu çok daha güç tanımlanabilir bir “British” kimliğine dönüştürdüğünün kabulüdür.

Wilson’un gözlemlediği şekliyle, geçtiğimiz yüzyılın ortasından itibaren değişmeyen husus Britanya’nın monarklığdır: “Daha şimdiden 2. Elizabeth krallığı o kadar büyük bir değişimi kucakladı ve o kadar önemli değişimlere şahit oldu ki, 60 yıllık tahtını dolduran bir krallık olmak şöyle dursun asırlara taşan bir zaman seyyahına dönüştü.” Wilson, “Amerikan fast-food çağında devletin başında yer alan kişinin, iktidarı esnasında gıda dağıtımının karneye bağlandığı Gordon Brown ile aynı kişi oluşu ve Winston Churchill’in başbakan olduğu düşünüldüğünde bu kulağa ne kadar da garip geliyor.” der.

Wilson, Kraliçe Elizabeth’in; Tony Blair’in Lordlar Kamarası’ndaki soy hakkını ortadan kaldırma hamlesine sessiz kalışını ve İskoç milliyetçiliğinin yükselişine karşı direnmemesini korkusuzca eleştirir: “Kraliçenin birçok fazileti vardı ancak siyasi cesareti bunlardan biri değildi. Onun bir anne olarak olaylardan el etek çekmesini de eleştirir. Diğer taraftan Wilson, onun yılların değişimi karşısında istikrarlı oluşunu takdir eder. Wilson, “O, gelinin de bir keresinde uşağına ifade ettiği gibi sağlam bir kayadır.” ifadesini kullanır.

Galler Prensi Dianı’nın huysuzluğuna rağmen, Wilson ona karşı nazik ve övgü dolu iken; eski kocası Prens Charles hakkında adeti üzere serttir. Yazarın aldığı tavırları görmek -ilgi alanı olan- ister politik konularda olsun ister popüler kültür olsun Our Times’ın eğlenceli taraflarından biridir. Örneğin an undergraduate rag warmed up for general consumption oyununu sahneye koymakla uzmanlaştığı bir sırada Monty Python komedi grubuna karşı kayıtsızdır.

Diğer taraftan Wilson, her ne kadar Pyhton üyelerinden John Cleese’nin eş oyuncusu ve aynı zamanda karısı olan Connie Booth’un perdenin arkasındaki dahi ve dinamik organizatör olduğu düşüncesinde olsa da, Cleese’in Fawlty Towars adlı komedi dizilerinden mest olmaktadır. “Gidişat iyiye gidiyorken sadece 12 bölümle yetindiler ” diye yazan Wilson şöyle ekler: “Televizyonda onun payına daha iyi bir zaman dilimi olmadığı da düşünülebilir.”

Siyasilere yönelik eleştirilerinde Wilson zaman zaman çok sert ve yıkıcı olabiliyor. 1957–1963 arasında başbakanlık yapan Harold Macmillan, “bıyıkları ve çapraşık, sararmış dişler”inden tutun da, “saklayacak hiçbir sırrı olmayacak kadar boş bir insan olduğu sırrını saklamak için benimsediği gülünç giyim şekli”ne kadar varan pek çok şekilde alaya alınıyor. Kitabın devamında ise Wilson, Macmillan’ın on yıllar boyunca rezil ve zinakar bir kadınla evli kaldığı eleştirisinde bulunuyor.

Wilson The Nice Mr. Major başlıklı bölümde isteksizce övmekle, Başbakan John Major’a daha yumuşak davranır, fakat aynı zamanda onun “gri takım elbisesi, gri gülümseyişi, gri saçları ve cana yakın gözlüklü yüzüyle” alay eder. Major’un başbakanlığını “sirk trapezcilerinin ve oyuncak bebek boyacılarının zavallı çocuğunun maceralarla dolu sekiz yılı”na benzeten Wilson, Major’un başkanlığıyla dalga geçmek için Major’un ilginç aile geçmişini kullanıyor.

Yazar, kabinesini, kendini geride bırakma riskini taşıyan kişilerle doldurmasının altını çizerek Margaret Thatacher’ı bile tiye alır. Thatcher hakkında, kabinesine Ritz’de yaptığı bir ziyafet sırasında bakanlarını seçerken bir garsonla arasında geçen şu fıkrayı anlatır: “Buyurun hanımefendi, ne alırsınız? Biftek, lütfen. Peki Yeşiller? Onlar da aynısını alacak”.

Bununla birlikte Wilson genel olarak Demir Lady’e, özellikle de IRA’nın 1984’te giriştiği bir suikastla Brighton Otel’de onu öldürme teşebbüsünün ardından, Demir Lady’nin gösterdiği yiğitlikten dolayı hayranlığını ifade eder: “Yığıntının arasından yürüyerek çıktı ve gazetecilerle şaşılası bir soğukkanlılıkla konuştu. Bir kaç saat sonra derli toplu olarak bir konuşma yaptı. Bayan Thatcher’ın düşmanları bile, Wilson’un yaptığı tespite göre, etkilenmekten kendilerini alıkoyamadılar.”

Our Times’taki coşku, okuyanı için keyif verici olmakla birlikte Wilson’un hınzır zekası okuyucu için onu daha da sürükleyici kılmaktadır. Başbakanlığını “Düşüşün Tablosu” olarak nitelediği Winston Churchill’le uğraşırken, Wiston’un kara mizahı kaldırılması güç cinstendir. Bu bölümün başlığıyla kanaat etmeyen Wilson, çağının bu en büyük Britonu’nun dermansızlığını dönemi karakterize eden bir tarzda dile getirir: “Britanya Sir Winston Churchill’in nihaî hükümetinin ellerinde (1951–55) sineklenmiş ve çürümüştür” diye yazarak Churchill için bir “utançtır” eleştirisinde bulunur.

Bu ifade fiziksel ve bir ölçüde zihni çöküşüne karşın, şaşırtıcı bir ileri görüşlülüğe sahip ve henüz yetkin bir adam için korkunç bir haksızlıktır. Wilson, Sovyetlerin nükleer silah potansiyelinden ötürü herkesin inancının aksine, Churchill’in özel sekreteri Sir John Colville’e 1950’lerin başında yapmış olduğu Doğu Avrupa’nın daim olmayacağını belirttiği tahminini dile getirmeliydi. Churchill “Onlar benim zamanımda değil ama senin zamanında haritadan silinecektir” diyerek kehanetini yapmıştı. Colville 1989’daki çok kapsamlı değişimin henüz 2 sene öncesinde hayatını kaybetmiş ve dünyaya yaşlı adamın çağımıza ışık tutan parlak zekâsını göstermişti.


 (Wall Street Journal, 15 Ocak 2010, When Britain Ceased to Be British)
 
Bu habere henüz bir yorum yapılmadı. İlk yorumu siz yapabilirsiniz.  
Ad-Soyad :
Mesaj :
   
 
 
© Copyright 2007 www.ekopolitik.org
Bu sitedeki bütün görsel ve yazılı içerik ekopolitik.org'a aittir. İzin alınmadan kullanılması yasaktır...
Bu Sitenin Web Sitesi Tasarımı ve Dinamik İçerik Yönetimi Red Bilişim Tarafından Geliştirilmiştir.