İsrail, Filistin politikalarına karşı çıkan ve hükümeti meşru muhalifeti ezmeye çalışmakla suçlayan çok sayıda muhalifi tutukluyor. Kudüs polisi son olarak İsrailli insan hakları grubu liderini, yahudi yerleşimciler tarafından evlerine kanunen el koyulan filistinli aileler için nöbet tutarken gözaltına aldı.
Geçtiğimiz yazdan bu yana çok sayıda Filistinli ve İsrailli eylemci tutuklandı, bunlar arasında İsrail’in Batı Şeria’da inşa ettiği duvara karşı haftalık gösteriler düzenleyenler ve İsrail mallarının uluslararası boykotunu destekleyenler de vardı. Bazı filistinliler hiç bir suçlama olmaksızın aylar süren sorgulamalardan sonra serbest bırakıldı.
Tutuklamalar, protestolar İsrail’in Batı Şeria’yı işgaline ve Doğu Kudüs’ü ilhakine karşı yön değiştirdiği bir zamana denk geldi. Söz konusu iki bölge de Filistinlilerin gelecekteki devletleri için talep ettikleri ancak İsrail’in 1967’de ele geçirmiş olduğu bölgeler. Kitlesel bazda gelişmelere ve sert saldırılara neden olan ikinci Filistin ayaklanmasının şiddeti yerini İsrailli ve Filistinli aktivistlerin çoğunlukla işbirliği yaptığı organize protestolara ve meşru eylemlere bırakmış durumda. En öne çıkan protestolar Filistin bölgesindeki Batı Şeria duvarına karşı Cuma gösterileri ve Filistinlilerin evlerine kanunen el koyulduğu Doğu Kudüs bölgesindeki nöbetler. Bu eylemlerde çok sayıda aktivistin tutuklandığı üst düzey sıkı tedbirler alınmakta.
Batı Şeria’da güvenlik birlikleri protestocuları dağıtmak için gözyaşartıcı gaz, sersemletici bomba ve yaylım ateşi kullanıyor ve geceyarılarında bile göz altı baskınları düzenliyor. İsrail protestoların gayri meşru olduğunu ve kaba yöntemlerin taş atmalara ve şiddetli ayaklanmalara karşı bir cevap olduğunu iddia ediyor.
Doğu Kudüs’te polis geçtiğimiz aylarda protesto yürüyüşleri sırasında 70 kadar göstericiyi tutukladı. Cuma protestosundaysa İsrail Sivil Hakları Derneği başkanı Hagai Elad’ın da aralarında bulunduğu 17 israilli tutuklandı. Tutuklananlar, toplanmalarını kanuna aykırı ancak tutuklamaları gereksiz bulan Kudüs mahkemesince 36 saat geç de olsa salıverildi. Elad, tutuklamaların muhalefeti sindirme girişimlerindeki artışın bir göstergesi olduğunu ve bu girişimlerin geçtiğimiz sene İsrail’in çoğu İsrail vatandaşı Araplardan olan yüzlerce savaş karşıtı protestocuyu tutukladığı Gazze saldırıları sırasında başladığını söylüyor. İsrailli polis sözcüsü Mickey Rosenfeld tutuklama harekatı suçlamalarını reddetti ve Doğu Kudüs’teki son gösterilerin gerekli izinlere sahip olmadığını söyledi. “Böyle bir tutuklama harekatı yok, ister sağcı ister solcu, ister yahudi ister yahudi olmayan, ister hıristiyan ister müslüman herhangi bir grubun gösterisi polisle tam bir koordine halinde olmak zorundadır” dedi.
Bilin ahalisi 2005’ten beri her cuma, köylüleri kendi topraklarının %60’ından ayrı düşüren duvara karşı yürüyüş düzenliyor ve Naalin bölgesi de 2 yıldır buna benzer yürüyüşlere başlamış durumda. İsrail ise duvarın Filistinli saldırganları ve intihar bombacılarını engellediğini öne sürüyor. Filistinliler duvar projesini toprak gaspı olarak niteliyor, zira duvarın bazı kısımları Batı Şeria’nın içlerine doğru uzanıyor.
Bilinli yürüyüşçüler, İsrailli sempatizanlar ve uluslararası aktivistlerle beraber şarkı söylüyor ve Filistin bayrağı taşıyor. Bazı gençler İsrail askerlerine taş fırlatıyor. Yıllar içinde Bilin’den bir ve Naalin’den beş kişi askerlerce öldürüldü ve yüzlercesi yaralandı. İsrail birlikleri de yara aldı, bir asker gözünü kaybetti.
İsrail Haziran ayından beri gece baskınları yoluyla üç düzine köylüyü tutukladı. Dahası geçen ay Bilin protestocuları lideri öğretmen Abdullah Ebu Rahmeh kışkırtma ve silah taşıma suçlamasıyla tutuklandı. En son iki üst düzey Filistinli eylemci hiçbir suçlama olmaksızın salıverildi. Duvarı Durdurun kampanyası koordinatörü Cemal Cuma 17 gün süresince göz altındaydı. İsrail karşıtı boykotu destekleyen Muhammed Otman dört ay sonra serbest bırakıldı. Avukatlık için gittiği Norveç’ten dönüşte tutuklanan Otman neredeyse hergün sorgulandığını söylüyor. “Sorular boykot hareketi üzerineydi ve bu konuda nasıl çalıştığımı ve bağlantılarımın kimler olduğunu sordular” diyor. Sorgucuların bilgisayarını, cep telefonunu ve e-mail hesaplarını aradıklarını belirten Otman eylemine devam edeceğini ifade ediyor. “Ben kanuna aykırı bir şey yapmam, her yaptığım ortada” diyor.
(The Washington Post, 19 Ocak 2010, Israel accused of silencing political protest)