Ekopolitik Haber Portalı Anasayfası  
10 Eylül 2010 Cuma
Dosyalar

Türkiye’nin Büyük Çatısı: “Mezkûr Meçhul Mesele” Çalıştay ve Konferans Transkripsiyonları

Türkiye-Kuzey Irak Dosyası

Küresel Kriz ve Türkiye Raporu

Türkiye'nin İsrail ile ilişkilerinde son zamanlarda takındığı tutum Batı ile ilişkileri ne düzeyde etkiler?



Günlük bülten almak için e-postanızı giriniz...
 
 
 
Le Figaro: Gianfranco Fini, Berlusconi’nin partisinin sonunu duyurdu, ancak anlaşma önerdi. ...    Haaretz: ABD Başsavcısı Eric Holder, 11 Eylül saldırısını anmak için Florida kilisesinde Kur’an yakılmasını aptalca bulduğunu açıkladı. ...    Haaretz: Fidel Castro, Ahmedinejad’a Yahudileri karalamayı bırakması gerektiğini söyledi. ...    The New York Times: Güney Kore 126 İranlı şirketi hedef göstererek ekonomik yaptırımlara başladı. ...    The New York Times: Üst düzey Çinli yetkililer ABD ile açık anlaşmazlıklar yerine müzakerler için çağrıda bulundu. ...    Al-Ahram: İsrail, Avrupalı ve Amerikalı insan hakları kuruluşlarının düzenleyeceği filonun önünü kesmeye hazırlanıyor. ...    Al-Quds Al-Arabi: General Petraeus, Amerika'daki bir kilisenin Kuran yakma çağrısını “çıkarlarını” koruma açısından tehlikeli buluyor. ...    As Safir: Obama, Yahudilerin yılbaşını kutladı; Netenyahu, başlatılan müzakerelerin başarılı olacağından şüpheli. ...    Al-Hayat: Baradey, sistemi “kaos”a karşı uyardı ve Mısırlılara seçimleri boykot etmeleri çağrısında bulundu. ...    Asharq Al-Awsat: Irak'ta “direniş”i sürdüren “İslam Ordusu Örgütü” yurt dışındaki yönetici kadrosunun yetkisizliğini ilan etti. ...    Tishreen: İran, Türkiye ve Brezilya'nın Viyana grubuna dahil edilmesi talebini yineledi; müzakereye hazırız, dedi. ...    Al Ahram: İran devrim muhafızlarının bir komutanı savaş durumunda bölgede bulunan yüze yakın Amerikan üssünü hedef alacaklarını söyledi. ...    Al Quds Al Arabi: İsrail'deki bazı çevreler Irak'ta bulunan Tevrat'ın oldukça nadir bir kopyasını kaçırdıklarını doğruladılar. ...    Al Hayat: El Kaide, Uyanış Konseyleri ile çatışıyor; Diyala kentinin bazı bölgeleri birkaç saatliğine El Kaide'nin eline geçti. ...    Şark Al Awsat: Türkiye'nin İsrail'le şiddetli anlaşmazlığı taraflar arası dostluğu etkilemeyecek; Türkiye, İsrail'e radar siparişi verdi. ...    New York Times: Google özel bilgileri yanlışlıkla topladığını söyledi. ...    As Safir: Sınır kenarındaki tatbikat izleyen Netenyahu konuştu: İran, Suriye ile aramızda savaş çıkarmaya çalışıyor. ...    AP: Hz. Muhammed’in karikatürlerini çizerek Müslümanları öfkelendiren İsveçli Lars Vilks, Salı günü yaptığı açıklamada bir üniversitede konferans verirken saldırıya uğradığını söyledi. ...    Al Quds Al Arabi: Mısır’da olağanüstü hal yeniden uzatıldı; seçimlerde hile yapılacağına dair itirazlar yükselmeye devam ediyor. ...    FT: Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) başkanı Dominique Strauss-Kahn, euro bölgesindeki ülkelerin, uluslararası bütçe koordinasyonunu getirecek yeni bir sisteme yönelik büyük adımlar atması gerektiğini söyledi. ...    Al Sabaah: Hukuk Devleti listesi ile Ulusal İttifak yeni hükümetin kurulması konusunda bir takvim belirledi. ...    Haaretz: Olmert: Abbas benim barış önerime hiç yanıt vermedi. ...    Le Monde: NATO güçlerince Pakistan’ın kuzeyinde düzenlenen hava saldırısında üst düzey bir El Kaide militanı hayatını kaybetti. ...    NYT: Batı’dan beklediğini bulamayan Türkler kayıp imparatorlukla eğleniyor. ...    

KÜLTÜR >

Kitap

 

Ekopolitik Kitap: Gazprom- Rusya’nın Yeni Silahı

 

Yazarlar: Valery Panyushkin, Mikhail Zygar.

Rus medyası, Gazprom başkanı Miller’in Başbakan Putin ile Birkaç gün önce Gazprom şirketi’nin son durumunu ve şirketin geleceğiyle ilgili planlarını görüştüklerini bildirdi. Haberde üç önemli nokta vardı. Avrupa’ya uzanan boru hattının akibeti, Orta Asya’daki doğal gaz fiyatlarındaki artış ve eski Sovyet Birliği ülkelerine hammadde aktarımı. Gazprom Başkanı Miller Başbakan Putin’e ‘Kuzey Akım’ ve ‘Güney Akım’ projelerinin zamanında gerçekleşmesinin öneminden bahsetti. Gerçekte ise her ne kadar Rus medyası haberleştirmese de Gazprom’un önemli problemleri var.

Beni düşünmeye sevk eden soru ise, Rus vatandaşlarının gerçekten Gazprom’la ilgili bilgi sahibi olmayı önemseyip önemsemedikleri? Yaptığım araştırmalara göre bu sorunun cevabı Hayır. Ruslar bu konuyu yeterince önemsemiyorlar. Çünkü Ruslar uzun zaman Gazprom’u bütün Rus halkına ait bir kurum olmaktan daha çok bir grup insana ait bir kurum olarak görmeye alıştırdılar. Gerçekte ise Gazprom çıkardığı doğal gazı tüm Rus halkına ait olarak görmese de Gazprom’un ortaklarından daha çok Gazprom’un tüzel kişiliğine ait olarak gördü. Son zamanlarda basılan bir kitapta birçok yazar Gazprom’un tam olarak ne olduğunu açıklamaya çalıştı.

Rusya`nın Yeni Silahı: Gazprom

“Gazprom: Rusya’nın Yeni Silahı” kitabını Gazeteci Valery Panyushkin ve Mikhail Zygar Irina Reznik’in de katkısıyla yazdılar. Kitap Rusya’da ‘Zakharov’ yayınevi tarafından basıldı ama Rusya kitabın çıktığı ilk ülke değil. Kitap ilk olarak Almanya’da okurlarıyla buluştu. Kısa bir zaman sonra ise Fransa, İspanya, Letonya, Slovemya, Polonya ve Ukrayna’da da kitapseverlerle buluşacak.

İlginç ve eğitici bir kitap ama aynı zamanda birçok konudan hiç bahsedilmemiş. Kitabın içinde şöyle kısımlarla karşılaşabilirsiniz: Gazprom’un eski çalışanları şirkette meydana gelen bazı olaylarla ilgili ‘Her doğru heryerde söylenmez.’ prensibiyle yazarlarla herşeyi açık açık konuşmadılar çünkü Gazprom ile ilgili konuştuğu gerekçesiyle öldürülmekten korkuyorlar.(Önsözde yazar Yeltsin dönemi başbakanlarından Yegor Gaidar bize ‘Onların sizi öldürebileceği gerçeğini anlamıyorsunuz? Kendinizi tehlikeye attığınızın farkında mısınız?’ dedi.

Rusya’da bir gazeteci sadece doğruları yazdığı gerekçesiyle değil, doğruya yakın şeyler yazdığı zaman bile can güvenliği tehlikede. Bu noktadan hareketle bu kitabı yazan gazeteciler hala hayatta ve iyi durumda oldukları için buradan yazarların gerçeğe bile yaklaşamadıkları gibi bir sonuç çıkarabiliriz. Bu bilinçli bir şekilde yapılmış olabilir ama Gazprom’la ilgili yapılacak genel ve yüzeysel bir araştırma bile Rusya’nın nasıl yozlaşmış bir sisteme sahip olduğu hakkında fikir verecektir.

Okurlar kitapta şimdiye kadar Sovyet Rusya’nın ekonomiyi ve büyük şirketleri yönetme şekliyle ilgili olarak duymaya pek de alışık olmadıkları gizli gerçeklerle karşılaşacaklar. Örnek vermek gerekirse, kitabı okuyanlar Gazprom yönetim kurulu eski başkanı Vyacheslav Sheremet’in favori özdeyişlerinden birini öğrenme şansına sahip olacaklar: ‘Burada her ne hakkında konuşursanız konuşun, paradan bahsediyorsunuzdur.’ Okurlar aynı zamanda doğalgazın hangi şartlarda üretildiğini, Kremlin’deki entrikaları, kamuya ait varlıkların özelleştirilmesinden pay almak için dönen gizli dolapları ve Gazprom imparatorluğu olarak bilinen devlet meseleleri hakkında önemli şeyler öğrenecekler.

Şimdi bütün bu olanları kronolojik olarak sıralayalım. Sovyetler Birliği’nin çöktüğü yıllarda Rusya yazarın deyimiyle “Gazprom” dünyanın en fazla üretim hacmine sahip ülkesi unvanıyla yılda 800 milyar metre küpten daha fazla doğalgaz üretiyordu. Gazprom 160 bin kilometre uzunluğunda boru hattı, 350 adet kompresör istasyonu, 270 adet gaz üretim tesisleri, binlerce adet sondaj kuyusu ve düzinelerce yer altı depolama kuyusu ve kullanılamaz duruma gelmiş boru hatları, doğalgaz alanları ve kompresör istasyonlarına sahip.
Bütün bunlardan da anlaşılacağı gibi Gazprom’u batmaktan kurtarmaktaki en önemli rolü Gazprom başkanlığından sonra bir sure başbakanlık yapan, şimdi ise Rusya’nın Ukrayna Büyükelçisi olan Viktor Chernomyrdin. (Gazprom’un kaderiyle ilgili önemli kararların alındığı ve 1992 yılında RF hükümetinin görevde olduğu dönemin bir manzarasını ortaya koyabilmek için yazarlar dönemin petrol ve enerji bakanı ve halende banker olan Mikhail Khodorkovsky zaten petrol işine girmeye karar vermişti. Bu bana herkes tarafından bilinen bir atasözünü hatırlattı: ‘Dam üstünde saksağan, vur beline kazmayı.’) Açıklama: Birbiriyle hiçbir ilgisi olmayan iki farklı konuyu belirtmek için kullanılan atasözü.

Khodorkovsky sebepsiz yere anmak ilginç çünkü kitabın ortasında SIBUR başkanı Yakov Goldovsky’ le de ilgili bir hikaye var. Goldovsky şimdiki Gazprom başkanı Miller tarafından karşılanacağı Moskova’da Nametkin Caddesi’ndeki Gazprom binasında tutuklandı. Goldovsky on küsur kadar petrokimya şirketinin hisse senetlerini Gazprom’a devrettiğine dair imza atıncaya kadar hapiste tutuldu. Bu imza Goldovsky için bir hapisten çıkma garantisiydi. Goldovsky şimdilerde Viyana’da yaşıyor. Yazarlar Khodorkovsky’den bahsetmeye karar verdiği için, YUKOS Başkanı’nın hikâyesiyle Goldovsky’ın hikâyesini ilişkilendirdiler: Aslında, Goldovsky açgözlü Putin takımının ilk kurbanıydı.

Şunu hemen söylemeliyim ki, bu kitap okurlar için ilginç bir okuma olacak. Kitapta birbiriyle içi içe girmiş karmaşık konular bulunuyor. Mesela, eski koruma şefleri Chernomyrdin ve Vyakhirev genç reformcular Chubais, Fedorov ve Nemtsov tarafından yapılacak her türlü saldırıya belli bir süre karşı koydular ve bu gaz imparatorluğunu çökmekten kurtardılar ama Putin ve arkadaşlarının saldırılarına karşı koyamadılar ve Gazprom onların malı oldu.

Gazprom’un varlıklarının Putin ve arkadaşlarının eline geçmesiyle ilgili olarak kitapta oldukça dikkat çekici bölümler var. Örnek olarak, kitaptan bir paragraf aktarmak gerekirse: ‘ 1999’un kışında FSB şeflerinden Vladimir Putin zamanın karar alıcılara mesaj göndererek başkan olmak istemediğini fakat FSB’nin başına atanmak istediğini bildirdi. Bununla birlikte, ilginç olan nokta ise yazarlar tarafından bariz şekilde yapılan hata: 1999 sonbaharında,Putin FSB şefi değil, Rusya Federasyonu Hükümeti’nin başkanı’ydı. Gazprom yönetim kurulu başkanı Dmitry Medvedev’in şirketin yeni Başkanı’nı ince bıyıklı sinirli bir yönetici olan Alexey Miller’ı nasıl seçtiğinin açıklaması ise ilginç. Yeni başkanın ağırbaşlı bir gösteriş kazanması, bıyıklarını kesmesi ve yüzünde tatlı bir tebessüm belirmesi için daha birkaç yıla ihtiyaç var. Bu durum, kitabın yazarlarında ne gibi duygular uyandırıyor bilmiyorum ama Miller’e baktığım zaman her şeyin merkezinde önemli bir insan olduğunu anlayabiliyorum.

Bu noktada yazarlar bir sonuca ulaşıyorlar: ‘Başkan Putin başkanlık hayatındaki beri ilk büyük zaferini kazandı. Böylece ülkedeki en büyük şirketin başkanı Putin’e sadık hale gelmiş oldu.’ Daha fazlası başka insanlar tarafından dile getirildi. Kitaptaki başka bir parağrafta ise: ‘ Gazprom’un bütün doğalgazını ihraç eden Gunvor şirketi «Sibneft» petrolünü de ele geçirdi ve Rusya’nın üçüncü büyük petrol şirketi oldu. Gunvor şirketi Başkan Putin’in eski arkadaşlarından Gennady Timchenko’nun da ortak olduğu bir şirket. Rusya’da kişisel arkadaşlıklar iş hayatında çok önemli bir yere sahip. Örnek vermek gerekirse, Miller’in Vyakhirev karşı kazandığı son zaferinden sonra ( aslında Putin’in demek gerekiyor – Yazarın notu) Gazprom’un sigorta şirketlerinden ‘Sogaz’ üzerinde kontrol St. Petersburg Bankası «Rossiya» ‘ya verildi. Banka’nın 2004 yılı sonundaki en büyük hissedarı % 9.7 ila Nikolai Shamalov ve bankanın % 37.7’sine sahip bankanın yönetim kurulu başkanı Yuri Kovalchuk ise Vlademir Putin’in yakın arkadaşlarından.

Kitapta Vladimir Gusinsky’a ait NTV kanalının Gazprom aracılığıyla yok edilmesine büyük yer ayrılmış. Ayrıca medya savaşlarının açıklandığı kısım şöyle bir cümle ile bitiyor: “2007 yılının ilkbaharında Gazfond, SIBUR Holding’deki Gazprom hisselerinin %25 hissesini satın aldı. Buna ek olarak, ‘Lider’ ( Rossiya Bankası’nın sahibi ve Gazprom’un emeklilik fonlarını yöneten şirket) Gazprombank’ın en büyük ortaklarında birisi. Rossiya bankası Ren-TV önemli miktardaki blok hisselerine sahipken aynı zamanda TRK Peterburg’unda ( Televizyon ve Radyo Kanalı) %35’lik hissesine sahip. (Burada şunu da eklemeliyim ki «Echo Moskvy adlı radyo istasyonunun % 60’lık kısmı da Gazprom – Medya’ya ait.) Böyle bir durumda, Rus medyasında dolaylı yoldan yapılan büyük satışların Putin’in arkadaşlarından başka kimseye yapılmayacağını tahmin etmek zor değil.

Şunu da hemen belirtmek gerekiyor ki kitapta Kuzey Akım projesine ayrılmış bir bölüm bulunuyor. İnşaat aşamasıyla ilgili problemler, eski Almanya başbakanı Gerhard Schröder’in projeye dahil olması, projenin politik bileşenleri, Baltık ülkelerinin rolü gibi konuların hepsi doğal olarak kitapta yerini almış. Almanya’nın ithal ettiği doğalgazın % 40’lık kısmı, İtalya ve Fransa’nın %25’lik kısmı, Avusturya’nın %75’lik kısmı, Slovakya ve Bulgaristan’ın yaklaşık %90’lık kısmı ve Finlandiya’nın kullandığı doğalgazın tamamı Rusya tarafından karşılanıyor.

Bununla birlikte, kitabın sonuna doğru başka bir gerçek daha ortaya çıkıyor: Rusya kendi kullandığı doğalgazın sadece % 50’sini kendi kaynaklarından karşılıyor. Yazarlar kitapta Kuzey Akım Projesi’nin işçilerinden aynı zamanda da DDR’ın eski memurlarından da bahsediyor. Gazprom Müdürü Matthias Warnig, personel müdürü Germania Hans-Uwe Kreher, Finans müdürü ise Germania Felix Strehober. Yazarlar her türlü yolu deneyerek gazetecilere röportaj vermekten kaçınan Gerhard Schröder’e özel bir önem atfediyorlar çünkü onlara göre eski başbakanın gizlemek istediği bir şeyler var.

Kitaptaki en çarpıcı eksik nokta ise Gazprom’daki işlerin gerçek durumu hakkındaki uzman görüşünün alınmamış olması. Mesela, Enerji Politikaları Enstitüsü başkanı Vladimir Milov’un düşünceleri. Geçenlerde Vladimir Milov’un düşünceleri Gazeta.ru adlı internet sitesindeki makalesinde yayımlandı. Milov’a göre Rusya’nın en büyük şirketleri Gazprom ve Rosneft yakın bir gelecekte borçlarını ödeyemeyecek duruma gelecekler ve bu şirketler devlet tarafından kurtarılmak zorunda kalacaklar. Bu noktada devletin finansal kaynaklarını kullanmaktan başka seçenek yok. 30 Eylül 2007’de uluslararası standartlara göre hazırlanan finansal raporlarda bu şirketlerin toplam borcu 85 milyar doları aşıyor. Bu rakam Rusya’nın toplam borcunun yaklaşık beşte biri kadar bir miktara tekabül ediyor. Bu borcun önemli bir kısmı (% 42) - neredeyse yarısına yakını - kısa dönemli kredilerden ve vadesi bir yıl içinde dolan borçlardan oluşuyor. Bu gün için bu iki şirketin kısa dönemli borçlarının hacmi 36 milyar dolar ( 17 milyar dolardan fazlası Gazprom’a, 19 milyar doları da Rosneft’e ait borçlar). Devlete ait Petrol ve doğalgaz şirketleri bu borçları bu sene ödemek zorundalar.

Burada kendimden bir şeyler eklemeliyim: Bu şirketlerin devletin yardımıyla borçlarını ödemesi Rus vatandaşlarının vergileriyle olacak. Kitabın arka kapak yazısında ise şunlar yazıyor. “ Gazprom’um petrol ve boru hatları, çevresine korku saçarken bir o kadar da takdir topluyor ki kimsenin aklına Gazprom’un içyapısını ve Gazprom’da dönen dolapları inceleme fırsatı olmuyor. Gazprom nedir? Bir mekanizma mı yoksa organizma mı? Beria ve Khrushchev hangi şartlar altında bu güçlü Rus silahını oluşturdu? Brezhnev ve Kosygin bu silahın nasıl kullanılacağını örgendi ve Chernomyrdin ve Vyakhirev’de Putin’in ellerine bu şirketleri transfer etti. Bu durum Rusya için gerçekten tehlikeli bir durumu mu oluşturuyor yoksa köhneleşmiş bir yapıyı mı işaret ediyor? Son olarak, birileri Rusya’da can güvenliğini tehlikeye atmadan bu soruların cevabını almak için girişimde bulunabilir mi?”
“Gazprom hakkındaki bu kitap daha çok Rusya’yı anlatan kitap haline dönüşmüş durumda.”

“Biz Rusya’ya Gazprom’un karmaşık boru hatları yoluyla bakıyoruz. Eğer bu boru hatları tarihte farklı bir yol izleseydi ülkenin kaderi daha farklı olurdu.” Kitabı ikinci kez okuyunca (ikinci okuyuşta altını çizerek ve daha dikkatli bir şekilde okudum) yazarların gerçek anlamda Gazprom’u anlatmadıkları sadece böyle bir girişimde bulundukları sonucuna vardım. Neden böyle bir şey yaptıklarını bilmiyorum. Belki de Putin’in el attığı her şey gibi, bu şirkette bir muammaya dönüşmüştür. Yazarlar çalılıklar arasında yürümek kadar zor olan bu muammayı çözememişler ve kitabın başından beri sorulan pek çok soruya da cevap bulunamamış. Aslında kitapta hiç bir sonuca ulaşılamamış. Onun yerine bir eleştirmenin de belirttiği gibi “ Gerçekte kitaptaki işlenen konu çok da net değil: Zygar ve Payushkin’ın kitabı tam olarak Gazprom’la ilgili değil. Bu kitap iki gazeteci tarafından Rus tarihine ilginç bir bakış açısı. Yazarlara göre ise doğalgazı kullanarak ülkedeki iktidarı elde etme çabasının hikayesi.

Burada son olarak şunu da eklemek gerekiyor ki medyada çıkan haberlere baktığımız zaman gazetecilerin büyük bir kısmı bu kitabı hiç okumamış ve okumaya da niyetleri yok gibi.
Aslında gazetecilerin de bu konuda yazabileceği çok fazla şey yok. Sonuçta bu şirket ( Gazprom) gerçekte birkaç insana ait. Doğruyu söylemek gerekirse bütün Rusya bu birkaç insanın malı. Bu insanların iki gazetecinin yazdığı kitaptan korkmasını beklememek gerekir çünkü birileri devamlı bu insanlar ve sahip oldukları mal varlığı hakkında bir şeyler yazıyor zaten. Bu arada şunu da unutmamak gerekir ki, Rusya’da hali hazırda kitabı olan pek çok gazeteci ve yazar da bu insanlar adına çalışıyor.


(Robert Amsterdam, Gazprom – Russia’s New Weapon, 18 Ocak 2010)

 

 
Bu habere henüz bir yorum yapılmadı. İlk yorumu siz yapabilirsiniz.  
Ad-Soyad :
Mesaj :
   
 
 
© Copyright 2007 www.ekopolitik.org
Bu sitedeki bütün görsel ve yazılı içerik ekopolitik.org'a aittir. İzin alınmadan kullanılması yasaktır...
Bu Sitenin Web Sitesi Tasarımı ve Dinamik İçerik Yönetimi Red Bilişim Tarafından Geliştirilmiştir.