PARİS - Ortadoğu’daki nükleer silahlar ve Rusya’nın taktik askeri teçhizatından kaynaklanan tansiyon nükleer silahsızlaşma amacıyla Salı günü düzenlenen toplantıyı kördüğüme çevirdi.
Başkan Obama ve Rusya Devlet Başkanı Medvedev’in siyasi liderleri ve eski silah denetim müzakerecilerini çağırarak Paris’te düzenledikleri konferansla silahsızlaşmaya öncelik verilmesi çağrısında bulundular. Ancak henüz 1991’de imzalanan askeri teçhizatın sınırlandırılmasına yönelik anlaşmanın tekrarlanmasına dair bir işaret belirmedi. Bazılarına göre sıfıra –nükleer silahsız bir dünyaya- ulaşmak hâlâ rüya gibi görünüyor ancak bu fikir, Obama’nın geçen yıl nükleer silahsızlanma fikrini benimsemesi ve kısmen de bundan ötürü Nobel Barış ödülünü kazanmasıyla güç kazandı. Global Zero isimli sivil toplum inisiyatifi tarafından Paris’te düzenlenen konferansa gönderdiği yazılı notta Obama, “Tarihsel olduğu kadar gerçekçi, iddialı olduğu kadar da başarılabilir bir azaltma için çalışıyoruz.” ifadesini kullandı.
“Bizim temel görevimiz bu ölümcül silahların geçmişe gömülmesini sağlamak.” diyen Medvedev ise, herkes için eşit güvenliğe dikkat çekerek Soğuk Savaş’a ait güç dengesinin 21. yüzyıl silahlanma müzakerelerinde hâlâ geçerli olduğunu hatırlattı. Paris konferansında Rusya’nın taktik silahları en çekişmeli konulardan biri haline geldi. Ronald Reagan döneminde Dışişleri Bakanlığı yapmış olan George Shultz, Rusya’nın taktik nükleer savaş başlıklarını artırdığını belirterek, bu durumun sebebini sorguladı. Konferans bağlamında Associated Press’e açıklamalarda bulunan Shultz, “caydırıcılık kavramı etkisini giderek yitiriyor” dedi ve taktik silahların kötü niyetli grupların eline geçme ihtimalinin yüksek olduğuna dikkat çekti.
Rus senatör Mikhail Margelov ise “Rusya’nın taktik silahlarını artırdığına katılmıyorum” diyerek Shultz’a karşı çıktı ve “Moskova uzun dönemde silah stoklarını azaltmaya kararlıdır” vurgusunu yaptı. İsveç Dışişleri bakanı Carl Bildt, Rusya ve Amerika’yı, Avrupa’daki taktik savaş başlıklarını büyük ölçüde azaltmaları konusunda uyarırken, özellikle Rusya’nın AB’nin doğu sınırındaki silahlarına dikkat çekti. Reagan yönetiminde silah denetim müzakerecisi olarak görev yapmış olan ve Global Zero hareketinin liderleri arasında yer alan Richard Burt, Avrupa’da Rusya’ya ait en az 7.000 adet ‘havadan fırlatılan taktik savaş başlığı’ varken, ABD’nin bölgede sadece 100 adet ‘havadan fırlatılan savaş başlığı’ bulundurduğunu belirtti. Global Zero hareketi stratejik, taktik ve cephaneliklerde istif edilen diğer tüm nükleer silahların adım adım azaltılmasını amaçlıyor.
İlk anahtar adım Aralık ayında süresi dolan 1991 Stratejik Silahların Azaltılması Anlaşması’nın halefi olacak. Fakat Amerikalı ve Rus müzakereciler yeni anlaşma yapılana kadar eski anlaşmanın yürürlükte kalacağını söylediler zira müstakbel anlaşma, kıtalararası balistik füzelerin üretiminin nasıl izleneceği konusundaki ihtilaf sebebiyle sürüncemeye girdi. Stratejik silahların azaltılmasına ilişkin müstakbel anlaşmada, Rusya ve ABD’nin nükleer silahları dışında, İran ve Kuzey Kore’yle yaşanan nükleer sürtüşme de dahil olmak üzere, nükleer konusunda diğer tartışmalı bölgelere atıfta bulunulmayacak. Paris’teki konferansta katılımcılar İran’ın nükleer enerji sağlamak için olduğunu iddia ettiği, Batı’nın ise silah üretim amaçlı olduğuna inandığı İran’ın nükleer programına nasıl yaklaşılacağı konusunda fikir ayrılığına düştüler. Shultz “Kulaklarından fışkıracak kadar gaz ve petrole sahipler, niçin nükleer enerjiye ihtiyaç duysunlar ki?” diye sordu.
Global Zero hareketinin öncülerinden ve Ortadoğu’dan gelen sayılı katılımcılarından olan Ürdün kraliçesi Nur, İran’ı yalnız bırakma politikasının ters tepebileceği konusunda uyardı. “Ayrımcı davranmak yarar sağlamaz, istisnalar oluşturmak tansiyonu yükseltebilir. Bütün devletler aynı şekilde hesap verebilir olmalı.” Bu konuşmasıyla Nur, İsrail’in asla varlığını kabul etmediği ancak Ortadoğu’da tehdit olarak algılanan İsrail’in nükleer silahlarına gönderme yaptı. Schulz buna “Çevresi İsrail’in yaşama hakkını sorgulayan insanlar tarafından çevriliyken, İsrail’e silahsızlanmasını söyleyemezsiniz” diye karşılık verdi. Konuyu tekrar İran’a getirerek, uranyum zenginleştirme konusunda Tahran’ın meydan okumasının karşısında Birleşmiş Milletler’in yaptırımlarının yetersiz olduğunu belirtti.
“Aldatmaya teşebbüs eden biri bunun sonuçlarının olduğunu bilmeli” diye ekleyen Schulz, uluslararası toplumun İran’ı nükleer silah yapımından vazgeçirmek için başka hangi vasıtaları kullanabileceğinden bahsetmedi. Öte yandan Salı günkü konferansa ev sahipliği yapan Fransız hükümeti, Atom bombalarından temizlenme fikrine ihtiyatlı yaklaşıyor. Fransız Dışişleri Bakanlığı Genel sekreteri Pierre Sellal, “Fransa’nın nükleer caydırıcılığı ülkemizi uzun zamandır iyi bir biçimde korudu” diyerek Fransa’nın konuya bakışını aktardı.
(Associated Press, 2 Şubat 2010, Disarmament Talks Strained over Mideast, Russia)