Fransa’da mevcut yasalar, istatistiklerde din ve etnik köken gibi hassas verilerin kullanılmasını yasaklasa da, bilhassa bilimsel çalışmalarda gözlenen amaçların icabına göre bazı istisna ve sapmalar yaşanabilmektedir.
İngiltere’deki mevcut yasalar ise böyle verilerin toplanmasına izin veriyor ve bu konuda hiçbir baskı bulunmamakta. Bu serbestlik izleri, İstatistik Ofisi’nin çalışmalarında da bariz bir şekilde görülebiliyor. Nüfus, coğrafi dağılım, din, emek piyasası, eğitim veya cinayet kurbanları gibi konularda söz konusu verilerden faydalanmak mümkün.
Diğer ülkelerde yürürlükte olan yasalar ise iki uç arasında yer alıyor. Hollanda ve Yunanistan’daki yasalar daha çok Londra’da uygulanan yasalara yakın. Lahey Sözleşmesi’nde bu tür verilerin kullanımı yasaklanmamış, hatta suç durumlarında bile kullanılmasına izin verilmiş. İstatistik amacıyla etnik verileri toplamanın yasalarca serbest olduğu Atina’da herhangi bir tartışma yaşanmamakta. Bu veriler gruplanabilir ve isimlerin ifşa edilmemesi şartıyla yayımlanabilir.
Romanya’da nüfusun ırk bilgilerini içeren tek çalışma, içerisinde din ve anadil ile ilgili sorular barındıran nüfus sayımları olarak karşımıza çıkıyor. Buna karşılık İspanya’da ise istatistiki araştırmalar yapan resmi kurumlar çalışmalarında ırk etmenini hesaba katmıyorlar. Irk konusunun istatistiki verilerde temel alınmasını kanunla yasaklayan Portekiz’de ise durum biraz özel. Bazı bilimsel çalışmalar için bazı durumlarda izin verilebilir.
İtalya’da ise İçişleri Bakanı gibi Ulusal İstatistik Enstitüsü de cürum veya suçlar çalışmalarında yalnızca milliyeti vurguluyor. Aynı şekilde Almanya’da da yalnızca milliyete bakılıyor, din yahut etnik kökenle ilgili istatistikler öngörülmemiş. Bazı ülkelerse bu iki yaklaşımın tam ortasındalar.
Polonya’da, tıpkı Çek Cumhuriyeti veya Slovakya’da olduğu gibi, etnik aidiyeti beyan etme zorunluluğu yok, ancak birey bu edimi kendi isteğiyle yapabilir. Bu temelde, resmi istatistikler gösteriyor ki 38 milyon Polonya vatandaşından 470.000’i Polonya’dan başka bir ortak aidiyeti olduğunu beyan etmiştir.
İsveç’te ise vatandaşların asıl memleketleri nüfus ya da eğitim üzerine yapılan istatistiksel toplum araştırmalarında gözümüze çarpmakta. Emek piyayasındaki görecelilik, dinsel veya memleket olarak değil de; Asya, Afrika gibi bölgesel kökene vurgu yapıyor.
(LeMonde, 5 Şubat 2010, Statistiques ethniques : une situation contrastée en Europe)